Âdem
Aleyhisselâm Dâvud
Aleyhisselâm Elyesa
Aleyhisselâm Eyyub
Aleyhisselâm Harun
Aleyhisselâm Hızır
Aleyhisselâm Hud
Aleyhisselâm ibrahim
Aleyhisselâm idris
Aleyhisselâm ilyas
Aleyhisselâm Îsa
Aleyhisselâm ishak
Aleyhisselâm ismail
Aleyhisselâm işmoil
Aleyhisselâm Lokman
Hekim Lut
Aleyhisselâm Musa
Aleyhisselâm Nuh
Aleyhisselâm Salih
Aleyhisselâm Süleyman
Aleyhisselâm Şem'ûn
Aleyhisselâm Şit
Aleyhisselâm Şuayb
Aleyhisselâm Uzeyr
Aleyhisselâm Yahya
Aleyhisselâm Yakub
Aleyhisselâm Yunus
Aleyhisselâm Yusuf
Aleyhisselâm Yuşa
Aleyhisselâm Zekerriya
Aleyhisselâm Zülkarneyn
Aleyhisselâm Zülkifl
Aleyhisselâm
|
ZÜLKARNEYN
ALEYHİSSELÂM
Peygamber veyâ veli. Kur'ân-ı kerimde kıssası, doğuya ve batıya
seferleri zükr edilmiştir. Asıl ismi İskender'dir. Doğuya ve batıya
gittiği için İskender-i Zülkarneyn diye anılmıştır. Nûh
aleyhisselâmın oğlu Yâfes'in soyundandır. Peygamber olup olmadığı
açıkca bildirilmedi. Yemen'de yaşamış olan münzir iskender ile
Aristo'nun talebesi olan Makedonyalı İskender'den daha önce yaşadı.
Sâlih bir zât olan Zülkarneyn aleyhisselâmı Allahü teâlâ
yeryüzündeki insanlara emir ve yasaklarını tebliğ ile
vazifelendirdi. Zülkarneyn aleyhisselâm Allahü teâlâ niyâzda
bulunup; kendisine kuvvet vermesini, insanlar arasında hangi ilim ve
adâletle hükmesini gerektiğinin bildirilmesini istedi. Allahü teâlâ
şöyle buyurdu: ''Sana verdiğim vazifeyi yapabikmen için kuvvet ihsân
ederim. Göüsini açarım. Herşeye gücün yetecek hâle gelirsin.
Anlayışını açar, konuşmanı genişletirim, kulağını açarım, tâ
uzaktakileri işitirsin. basiretini genişletirim, çok uzakları görür,
herşey nüfûz edersin. Her şeyi sağlam yaparsın. İstediğin herşeyi
ihsân ederim. Sana heybet veririm hiç kimse sana kötü gözle bakamaz.
Ben sana yardım ederim. Hiç bir şey sana zarar vermez. seni
kuvvetlendiririm. hiş bir şeye yenilmezsin. Kalbine kuvvet veririm
hiçbir şeyden korkmazsın. Aydınlık ve karanlığı emrine verir, onları
senin askerin yaparım. Aydınlık senin önünde yol gösterir, karanlık
arkandan seni muhâfaza eder.'' Allahü teâlâ hazret-i Zülkarneyn'in
emrine bulutları ve başka vâsıtaları verdi. Ona ilim ve kudret,
insanlar üzerine tasarruf hâkimiyeti verdi. Ayrıca beyaz ve siyah
olmak üzere iki sancak ihsân etti. Zifiri karanlık olan gecede beyaz
sancağı açınca, ortalık aydınlığa gark olurdu. Gündüz harp ederken
düşman askerinin karanlıkta kalmasını arzu ederse siyah sancağını
açar, düşman tarafı zifiri karanlık, kendi tarafı aydınlık olur,
böylece düşmana kısa zamanda gâlip gelirdi. Her sefere çıkışında önü
aydınlık, arkası karanlık olurdu. Çok geçmeden memleketi genişledi.
Devleti güçlendi. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bütün dünyâya
yaymağı azmetti. Teyzesinin oğlu Hızır aleyhisselâmı kendisine
vezir, ordusuna kumandan tâyin etti. Allahü teâlânın emriyle
müminlerden meydana gelen ordusu ilk önce batıya yürüdü. Vardığı
yerlerde kâfirleri hak dine dâvet etti. İnsanlara iyilik ve
ihsânlarda bulundu. İnanmayanlarla harp etti. Batıda meskûn
(yerleşilmiş) yerlerin sonuna vardı. Artık karalar bitmiş denizler
başlamıştı. Oraya vardığı sırada orada bir kavim buldu. Bu kavim
kÂfir olup vahşi hayvan derisinden elbise giyerler, denizin dışarı
attığı balık cinsinden şeyleri yiyerek geçinirlerdi. Zülkarneyn
aleyhisselâm bu kavmi, güzel muâmelede bulunarak hak dine dâvet
etti. Kavimden bir kısmı imânla şereflendi bir kısmı ise imân
etmekten yüz çevirdi. zülkarneyn aleyhisselâm inanmayanların üzerine
yürüdü ve onları karanlıkta bıraktı.Onlar karanlıkta ne
yapacaklarını bilemediler. Sonunda pişman olup tövbe ettiler ve
Allahü teâlânın varlığına, birliğine inandılar. Zülkarneyn
aleyhisselâm müminlerden kurduğu ordusu ile uğradığı her yerdeki
bütün insanları hak dine dâvet etti. Allahü teâlâya imân ve ibâdete
çağırdı. İmân etmeyenler cezâlarını gördüler. Yaya olarak Mekke-i
mükerremeye gitti ve haccetti.İbrâhim aleyhisselâmla görüşüp hayır
duâsını aldı. Nasihatlerine kavuştu. Daha sonra doğuya yöneldi.
Güneşin ilk ışıklarının vurduğu en uçtaki kara parçasına
vardı.Zülkarneyn aleyhisselâm orada, yer altındaki manzenlerde
yaşayan kavmi hak dine dâvet etti. Daha sonra kuzeye bir sefer
yaptı. İki dağ arasına vardı. O iki dağın yakınında oturan kalabalık
bir kavimle karşılaştı. O kavmi de hak dine dâvet etti. Kavmin
pâdişâhı Zülkarneyn aleyhisselâmı iyilikle karşıladı ve hediyeler
takdim etti. Bütün kavmiyle birlikte hak dini kabul etti. Zülkarneyn
aleyhisselâmın iltifatlarına kavuştu. Ye'cüc ve Me'cüc adlı
kavimlerin zararından şikâyette bulundu. Zülkarneyn aleyhisselâm o
kavimle birlikte Ye'cüc ve Me'cüc'ün zararından korunmak için sed
yaptılar.
Zülkarneyn aleyhisselâm bir seferi esnâsında hiçbir
dünyâ malı ve serveti olmayan, rızıklarını sebzeden temin eden bir
kavme rastladı. Ayrıca bu kavimde herkes kendi mezarını kazar,
hergün mezarını temizler ve ibâdetlerini burada yaparlardı.
Zülkarneyn aleyhisselâm o kavmin hükümdarıyla da görüştü. Hükümdar
kendilerinin dünyâya önem vermediklerini, âhiretini hatırlamak için
de ibâdetlerini mezarlarda yaptıklarını anlattı. Zülkarneyn
aleyhisselâm Allahü teâlânın yardımıyla, doğu, batı ve kuzeydeki
bütün ülkeleri feth edip, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını yayma
vazifesini tamamladıktan sonra, askerine izin verdi. Kendisi Medine
ileŞam arasında Dûmet-ül-Cendel denilen yerde insanlardan ayrıldı.
Yanlız Allahü teâlâya ibâdet ve tâatle meşgul oldu. Vefât etmeden
önce yakınlarına ''Ben vefât edince usûlüne uygun yıkayıp
kefenleyin. Sonra tabuta koyun. Yanlız kollarım dışarda sarkık
kalsın. Hazinelerimi de katırlara yükleyin'' diye vâsiyette bulundu.
Söyledikleri aynen yapıldı. Az bir zaman sonra da vefât
etti.Mekke'ye veya Mekke civârındaki Tehâme Dağlarında bir yere defn
edildi. İskender-i Zülkarneyn böyle vâsiyet etmekle ''Arkamdan gelen
ordular ile doğu ve batıya hâkim oldum. Hizmetçilerim emrimden
çıkmadı. Dünyâyı baştan başa tuttum. Sayısız hazinelerim vardı.
Fakat bütün bu dünyâ nimetleri kalıcı değildir. Gördüğünüz gibi
mezâra eller boş gidiliyor. Dünyâ malı dünyâda kalıyor. Sizler
âhirette de faydalı olacak işler yapın.'' demek istedi. Zülkarneyn
aleyhisselâm beyaz-kırmızı benizli, orta boylu idi. Güzel ahlâk
sâhibi, Hakka teslimiyeti tam, halkına karşı mütevâzi, alçak gönüllü
ve adâler sâhibi idi.Gazâ ve cihâda çıkmakta, beldeleri tâmirdeçok
gayretli idi. Dünyâ malına rağbet etmez, elinin emeği, alnının teri
ile geçinirdi. Bunun için zenbil örer kendine, çoluk çocuğuna bu
paradan harcar, artanını fakirlere sadaka verirdi. Ye'cüc ve Me'cüc
kavminin zararlarına mâni olmak için sed yapmıştı. Sedi rivâyetlere
göre Asya'nın doğusundaki mümin Türklerin ricâsı üzerine inşâ
etmişti. İki dağ arasına taş ve demirden yapılmış olan bu sed
bugünkü Çin seddinden başkadır. Kur'ân-ı kerimin Kehf sûresi :83-98.
âyet-i kerimelerinde Zülkarneyn aleyhisselâmla ilgili haberler
verilmektedir. Peygamber efendimiz, sallallahü aleyhi ve sellem de
buyurdu ki:
İsmini duyduğunuz kimselerden yeryüzüne dört kişi
mâlik oldu. İkisi mümin ikisi kâfir idi.Mümin olan ikisi Zülkarneyn
il Süleymân (aleyhisselâm) idi. Kâfir olan ikisi de Nemrûd ile
Buhtunnasar idi. Beşinci olarak yeryüzüne benim evlâdımdan biri yâni
Mehdi mâlik olacaktır. |