Âdem
Aleyhisselâm Dâvud
Aleyhisselâm Elyesa
Aleyhisselâm Eyyub
Aleyhisselâm Harun
Aleyhisselâm Hızır
Aleyhisselâm Hud
Aleyhisselâm ibrahim
Aleyhisselâm idris
Aleyhisselâm ilyas
Aleyhisselâm Îsa
Aleyhisselâm ishak
Aleyhisselâm ismail
Aleyhisselâm işmoil
Aleyhisselâm Lokman
Hekim Lut
Aleyhisselâm Musa
Aleyhisselâm Nuh
Aleyhisselâm Salih
Aleyhisselâm Süleyman
Aleyhisselâm Şem'ûn
Aleyhisselâm Şit
Aleyhisselâm Şuayb
Aleyhisselâm Uzeyr
Aleyhisselâm Yahya
Aleyhisselâm Yakub
Aleyhisselâm Yunus
Aleyhisselâm Yusuf
Aleyhisselâm Yuşa
Aleyhisselâm Zekerriya
Aleyhisselâm Zülkarneyn
Aleyhisselâm Zülkifl
Aleyhisselâm
|
YÛŞÂ
ALEYHİSSELÂM
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerdenç Mûsâ aleyhisselâmdan
sonra gönderilmiş olup Mûsâ aleyhisselâmın yeğeni veya vekiliydi.
İsmi Yûşâ olup, Hıristiyanlar Yeşû diyorlar. Yûsuf aleyhisselâmın
neslinden gelen Nûn'un oğludur. Annesi Mûsâ aleyhisselâmın
kızkardeşidir. Yûşâ aleyhisselâm Mûsâ aleyhisselâma bildirilen dinin
esaslarını insanlara tebliğ etti. Mısır'da doğan Yûşâ aleyhisselâm,
Mûsâ aleyhisselâmın husûsi talebesi, hâlis hizmet görücüsü ve en
yakın dostlarındandı. Mûsâ aleyhisselâm Firavun'un zulmü üzerine
Allahü teâlânın emriyle kendine inanan ve tâbi olanlarla birlikte
Mısır'dan Tih sahrasına hicret ederken Yûşâ aleyhisselâm da onunla
beraber bulundu. Mûsâ aleyhisselâmın Hızır aleyhisselâmla görüşmek
üzere çıktığı yolculukta onunla berâber bulundu. Mûsâ aleyhisselâm
Hızır aleyhisselâmla karşılaşınca Yûşâ aleyhisselâm geriye döndü.
Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâmın kavmine Arz-ı Mev'ûdu (Filistin ve
Şam bölgesini) ihsân edeceğini bildirdi. Fakat isrâiloğulları o
beldelerde zâlim ve zorba bir kavim olan Amâlikalıların bulunduğunu
ileri sürerek gitmek istemediler. Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma
vahyedip: ''Ey Mûsâ! Ben burayı sizin için memleket ve yerleşme yeri
olarak yazdım; takdir ettim. Oraya git ve düşmanlardan kim varsa
onlarla harp et. Zirâ onlara karşı sizin yardımcınız benim.
Kavminden her koldan bir temsilci (nakib) seç al. Onlar vefâkar ve
itâatkar olsunlar.'' buyurdu. Bunun üzerine Mûsâ aleyhisselâm her
bir koldan iyi haber toplayan, sözünde sâdık ve vefâkar birer
temsilci seçti. Bunları Eriha şehri ve ahâlisi hakkında bilgi
toplamak için gönderdi. Aralarında Yûşâ bin Nûn'un da bulunduğu
haber toplamakla vâzifeli kimseler Eriha'ya gittiler. O belde
ahâlisinin iri cüsseli, çok kuvvetli ve kalabalık olduğunu görünce
korktular. Geriye dönüp kavimlerine gördüklerini anlatarak onların
harbe gitmelerine mâni oldular. Mûsâ aleyhisselâmın kavmi, gelen
temsilcilerin anlattıklarını dinleyip harp etmekten vaz geçtiler.
İçlerine korku düşüp, feryâda başladılar: ''Keşke Mısır'da ölseydik.
Yâhut burada ölsek de, Allah bizi o zâlimlerin memleketine sokmasa,
yoksa hanımlarımız, çocuklarımız ve mallarımız ganimet olarak
kalacak.'' dediler. Temsilciler içinde bulunan, Allahü teâlânın
kendilerinden ''İsmet ve tevfik'' ile haber verdiği Yûşâ bin Nûn ile
Kâlib bin Yuknâ ise kavimlerine gelip, Eriha beldesi ahâlisinin kötü
hallerinden bahsetmediler. Diğer kabilelerden o belde ahâlisi
hakkındaki haberleri duyanlara ise korkulacak birşey olmadığını,
Allahü teâlânın yardım ve inâyetiyle Eriha'nın fethedileceğini
bildirip, Mûsâ aleyhisselâma yardımcı olmaya çalıştılar. Onlara
dediler ki:
Ey İsrâiloğulları! Cebbarların (zâlimlerin)
şehrinin kapısından hemen girin (onların vücutlarının büyüklüğünden
korkmayın. Biz onları gidip gördük ve öğrendşk. Onların bedenleri
büyük ve kuvvetli fakat kalpleri zayıftır. Sizinle harp etmeye rûhi
mentânetleri yoktur.) Bir defâ kapıdan girdiniz mi ( Allahü teâlânın
vâd ettiği yardımın size gelmesiyle) elbette siz gâliblerden
olursunuz. Siz gerçekten inanan, Allahü teâlânın vâdini tasdik eden
kimseler iseniz, (Allahü teâlânın kudretine, size yardım edeceği
hakkındaki vâdine, Mûsâ aleyhisselâmın peygamber olduğuna inanıyor,
imân ediyorsanız, düşmanların boy ve cüsselerine bakarak
aldanmayınız. Onlardan korkmayınız. Size ilâhi yardımın geleceği
husûsunda ve bütün her hâlinizde) Allahü teâlâya tevekkül ediniz. (
O'na itimad ediniz. Yanlız o'na güveniniz ve cihâddan geri
durmayınız.) (Mâide sûresi: 23). Fakat İsrâiloğulları onların
söylediklerine inanmadılar ve Mûsâ aleyhisselâmın nasihatlerine
uymadılar. Yûşâ bin Nûn ve Kâlib bin Yuknâ aleyhisselâm taş ve
sopalarla öldürmek istediler. İsrâiloğulları Yûşâ bin Nûn ve Kâlib
bin Yuknâ'yı taşlayıp, Mûsâ aleyhisselâma karşı gelerek Allahü teâlâ
isyân edince Mûsâ aleyhisselâm üzüldü. Allahü teâlâ isrâiloğullarını
kırk sene müddetle Ary-ı Mev'ûd denilen bölgeye girmelerini haram
kıldığını bildirdi. ''Biz harbe gitmeyiz'' diyerek isyân eden
kimseler kırk sene müddetle Tih sahrasında şaşkın bir hâlde
dolaştılar. Kırk sene içinde öldüler. Kırk senenin sonuna doğru
Hârûn aleyhisselâm vefât etti. Mûsâ aleyhisselâm vefât ederken
yerine Yûşâ aleyhisselâmı halife bıraktı. Allahü teâlâ Yûşâ
aleyhisselâmı da İsrâiloğullarına peygamber olarak vazifelendirdi.
Bu sırada Mûsâ aleyhisselâma karşı çıkıp; ''Biz harbe gitmeyiz''
diyen kimseler ölmüş, onların yerlerine oğulları ve torunları
çoğalmıştı. Allahü teâlâ Yûşâ aleyhisselâma isrâiloğullarını
toplayıp Tşh sahrasından çıkarmasını ve Arz-ı Mev'ûd denilen bölgeye
gidip cebbârlarla (zâlimlerle) harp etmesini emretti. Yûşâ
aleyhisselâm İsrâiloğullarını toplayarak Eriha şehrini kuşattı.
Kuşatma altı ay sürdü. Nihâyet bir cumâ günü akşam üzeri mûcizeler
göstererek şehri fethetti. Yûşâ aleyhisselâm ve o'na inananlar
Eriha'yı fethettikten sonra İlyâ (Eyliyâ) şehrini de aldılar. Bu
şehrin Yûşâ aleyhisselâm tarafından fethedildiğini duyan çevre
şehirlerin hükümdarlarından beşi bir araya gelip İsrâiloğullarıyla
topluca savaşa girdiler. Sonunda hepsi de yenilerek hezimete
uğradılar.
Yûşâ aleyhisselâm Eriha ve İlyâ şehirlerini ve
civârını fethettikten sonra Belka şehri üzerine yürüdü. Belka
şehrini de fethedip, Belâk adındaki hükümdarını ve İsm-i A'zam
duâsını bildiği halde Yûşâ aleyhisselâmın ordusuna karşı bedduâ
etmeye teşebbüs eden, fakat ibret için dili göğsü üzerine sarkık
kalan Bel'âm bin Bâûrâ'yı öldürdü. böylece Belka şehride fethedilmiş
oldu. Eriha, İlyâ ve Belka şehirlerinin fethedilmesinden sonra Arz-ı
Mev'ûd diye bilinen Filistin ve Şam diyarı da peyderpey
İsrâiloğullarının eline geçti. Fetihler yedi sene devâm edip Kudüs
şehri de Yûşâ aleyhisselâm ve ona inananlar tarafından fethedildi.
Bu bölgedeki diğer şehirleri de fetheden Yûşâ aleyhisselâm batıda
beş şehre gidip orayıda düşmanlardan aldı. Daha sonra Şam diyârına
giderek orada yerleşmiş otuz bir hükümdarlığın beldelerini zaptetti.
Putperest ve Allahü teâlâya isyân eden hükümdarları öldürtüp
memleketlerini İsrâiloğulları arasında taksim etti. İsrâiloğullarını
Arz-ı Mev'ûd'a yerleştiren Yûşâ aleyhisselâm, onlara Mûsâ
aleyhisselâma nâzil olan Tevrât'ı okudu ve hükümlerini açıkladı.
Onların Allahü teâlâya imân ve ibâdet üzere kalmalarına çalıştı.
Yûşâ aleyhisselâm, Mûsâ aleyhisselâmın vefâtından sonra yirmi yedi
yıl insanlara Allahü teâlânın emirlerini bildirdi. Ömrünün sonuna
doğru hastalandı. Yerine Kâlin bin Yuknâ'yı halife tâyin etti. Yüz
yirmi yedi yaşında vefât etti. Kabrinin Nablûs veya Haleb
yakınındaki Mearre şehrinde olduğu rivâyet edilir. Yûşâ aleyhisselâm
İstanbul'a hiç gelmedi. Beykoz Tepesinde ziyâret edilmekte olan
kabrin Yûşâ peygambere âit olduğu söyleniyorsa da târihi bilgilere
uygun değildir. Bu bir veli veyâ havârilerden birine âit olabilir.
Böyle ise yine kıymetlidir. Kabrin Yûşâ peygambere âit olup
olmadığını kesin olarak söylemek uygun değildir. Yûşâ aleyhisselâm
karayağız, orta boylu, güzel yüzlü, iri gözlü, yassı göğüslü bir
görünüşe sahipti. Yüzünün güzelliği Yûsuf aleyhisselâma çok
benzerdi. Cesûr, kahraman, yiğit, harp taktik ve tekniğinde mahâret
sâhibiydi. Mûsâ aleyhisselâma gönderilen Tevrât'ın hükümleriyle amel
edip, insanlara tebliğ etmekle vazifelendirilmişti. Tefsir âlimleri
Mâide sûresi 23. âyetinde bildirilen Allahü teâlâya imân edip,
o'ndan korkanlardan iki kimseden birisinin ve Kehf sûresi 60- 65.
âyetlerinde bildirilen Mûsâ aleyhisselâmın Hızır aleyhisselâmla
görüşmek üzere yolculuk ettiği sırada yanında bulunan gencin Yûşâ
aleyhisselâm olduğunu bildirmişlerdir.
Mucizeleri: 1- Yûşâ aleyhisselâm, Eriha'yı
fethetmek üzere İsrâiloğullarını topladı. Yolculuk esnâsında Şeria
(Ürdün) Nehrinin suları çok olduğu için geçemediler. Nehrin üzerinde
köprü de yoktu. Yûşâ aleyhisselâm duâ edince Şeria Nehrinden bir yol
açıldı. İsrâiloğulları o yoldan geçtikten sonra sular tekrar eskisi
gibi akmaya devâm etti. 2- Bir şehrin fethi esnâsında kuşatma
uzun sürmüştü. Bütün çalışmalara rağmen surlarda gedik açılmamıştı.
Yûşâ aleyhisselâm duâ etti. Allahü teâlânın kudretiyle yer sarsılıp
kalenin surları yıkıldı. Yûşâ aleyhisselâm ve ona inananlar şehre
girip fethettiler. 3-Yûşâ aleyhisselâm Kudüs şehrini fethetmek
için muhâsara etti. Bir cumâ günü akşam üzeri güneş batarken,
güneşin bir müddet daha batmaması için Allahü teâlâya yalvardı: ''Ey
Allah'ım! Güneşi geri al!'' diye duâ etti. Allahü teâlânın emri ve
takdiri ile batmak üzere olan güneş yükseldi. Bir müddet daha gündüz
devâm edip Kudüs fethedildikten sonra battı.
Ahmed bin
Hanbel'in Müsned'inde bildirdiği hadis-i şerifte; ''Güneş hiçbir
kimse için batmaktan alıkonulmaz. Ancak Beyt-i Mukaddesi fethetmek
için gittiği gecelerden birinde Yûşâ aleyhisselâm için batmaktan
alıkonuldu.'' buyuruldu. |