Âdem
Aleyhisselâm Dâvud
Aleyhisselâm Elyesa
Aleyhisselâm Eyyub
Aleyhisselâm Harun
Aleyhisselâm Hızır
Aleyhisselâm Hud
Aleyhisselâm ibrahim
Aleyhisselâm idris
Aleyhisselâm ilyas
Aleyhisselâm Îsa
Aleyhisselâm ishak
Aleyhisselâm ismail
Aleyhisselâm işmoil
Aleyhisselâm Lokman
Hekim Lut
Aleyhisselâm Musa
Aleyhisselâm Nuh
Aleyhisselâm Salih
Aleyhisselâm Süleyman
Aleyhisselâm Şem'ûn
Aleyhisselâm Şit
Aleyhisselâm Şuayb
Aleyhisselâm Uzeyr
Aleyhisselâm Yahya
Aleyhisselâm Yakub
Aleyhisselâm Yunus
Aleyhisselâm Yusuf
Aleyhisselâm Yuşa
Aleyhisselâm Zekerriya
Aleyhisselâm Zülkarneyn
Aleyhisselâm Zülkifl
Aleyhisselâm
|
LÛT
ALEYHİSSELÂM
Kur'ân-ı kerim'de ismi bildirilen
peygamberlerden. İbrâhim aleyhisselâmın kardeşinin oğludur. İbrâhim
aleyhisselâm ve ona inananlarla birlikte Nemrûd'un memleketinden
hicret edip Şam'a geldikten sonra, Lût gölü yakınındaki Sedûm şehri
halkına peygamber gönderildi. İnsanlara İbrâhim aleyhisselâmın
dinini tebliğ etti. İbrâhim aleyhisselâmla birlikte Bâbil'den hicret
edip, Şam diyârına geldikleri zaman Cebrâil aleyhisselâm gelerek Lût
gölü civÂrındaki Sedûm bölgesi ahâlisine peygamber olarak
gönderildiğini bildirdi. İbrâhim aleyhisselâmdab ayrılarak Sedûm
bölgesine gitti. Bu bölgede ahlâksız ve sapık bir millet türemişti.
Putlara tapıyorlar, soygun yapıyorlar, zayıfları eziyorlardı. İğrenç
olan livata (homoseksüellik; bugün tedâvisi mümkün olmayan AIDS
hastalığına sebep olan cinsi sapıklık) yapıyorlardı. Lût
aleyhisselâm onları çirkin işlerden menedip, doğru yola dâvet etti.
Bu husus Kur'ân-ı kerimde Şuarâ sûresi 161- 164. âyetlerde meâlen
şöyle bildirilmektedir.: ''Kardeşleri Lût onlara: Allah'a karşı
gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş emin,
güvenilir bir peygamberim. Artık Allah'tan korkun ve bana itâat
edin! Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim
âlemlerin Rabbine âittir, dedi.'' Sedum halkı hazret-i Lût'un
dâvetine uymadılar. İsyân edenler arasında kendi hanımı da vardı. O
da kocası hazret-i Lût'a inanmamıştı. Kâfirlerle bir olup, ona
ihânet etmişti. Bu azgın ve cinsi sapıklıkla uğraşan kavim, imân
etmedikleri gibi hazret-i Lût'u ve ona inananları memleketlerinde
kovmaya kalkıştılar. Lût aleyhisselâm bu kavme nasihat edip, doğru
yola dönmezlerse Allahü teâlânın azâbına uğrayacaklarını bildirdi.
Buna rağmen isyândan ve fuhuştan vazgeçmediler. Hattâ hazret-i Lût'a
''Doğru sözlü isen bahsettiğin azâbı getir de görelim'' dediler.
Sapık kavmin isyânının gittikçe artması üzerine Allahü teâlâ onları
cezâlandırmak için melekler görevlendirdi. Bu melekler Cebrâil,
Mikâil, Azrâil aleyhisselâm bir rivâyete göre de Cebrâil
aleyhisselâm ile birlikte on iki melekti. Melekler önce İbrâhim
aleyhisselâma uğrayıp, kendisine bir oğlan evlâdı (hazret-i İshâk)
verileceğini müjdelediler ve azgın Sedum halkını helâk etmek üzere
geldiklerini söyleyip ayrıldılar. Öğle veya akşam vakti Sedum
beldesine gidip hazret-i Lût'u buldular. Melekler nûr yüzlü genç
delikanlı sûretinde hazret-i Lût'un evine gelince hazret-i Lût'un
isyankâr hanımı, durumu azgın Sedum halkına bildirdi. Azgın Sedum
halkı hazret-i Lût'un evinin etrâfını sarıp misâfirlerini bize
teslim et diyerek musallat olmaya kalkıştılar. Hazret-i Lût onlara
nasihat ettiyse de dinlemeyip kapıyı zorladılar. Bunun üzerine
melekler: ''Ey Lût! Gerçekten biz Rabbinin elçileriyiz. Kalbini
onlardan gelecek bir korku ve zarar ile meşgul etme. Onlar sana aslâ
dokunamazlar. Cebrâil aleyhisselâm dedi ki, hemen gecenin bir
kısmında ev halkınla çık git veiçimizden hiçbiri geri kalmasın,
ancak hanımın hâriç, çünkü kavmine isâbet edecek azâb ona da
gelecektir. Onların helâk zamânı sabah vaktidir.''
Azgın
kavim içeri girmek için kapıyı kırınca Cebrâil aleyhisselâm; ''Ey
Lût kapıyı aç ve geriye çekil gelsinler dedi. Lût aleyhisselâm
kapıyı açıp geri çekildi. Cebrâil aleyhisselâm kanadını önlerine
gerdi ve içeriye hücum eden azgınların gözleri âniden kör oldu,
bunun üzerine şaşkın şaşkın kaçışmaya başladılar. Bu husus Kur'ân-ı
kerim'de Kamer sûresi 44. âyette meâlen şöyle bildirilmektedir:
''Lût'tan kavmi, misâfir melekleri istediler! Hemen biz onların
gözlerini kör ettik. (Anadan doğma gibi kör oldular) işte azâbımı ve
tehditlerimin âkıbetini tadın dedik.'' Lût aleyhisselâm kendine tâbi
olanlarla geceleyin Sedum beldesinden ayrılıp Sa'r şehrine gitti.
Cebrâil aleyhisselâm Sedum beldesini kanadıyla alt üst etti.
Üzerlerine şiddetli taş yağmaya başladı, nihâyet hepsi helâk olup
gitti. Bu hususta Kur'ân-ı kerim'in Kamer sûresi 38. âyet-i
kerimesinde meâlen; ''Celâlim hakkı için, bir sabah vakti devamlı
bir azâb onları bastırıverdi.'' Ve Hicr sûresi 73- 74- 75. âyetlerde
de; ''Nihâyet onları güneşin doğma vaktinde korkunç gürültü
yakalayıverdi. Hemen şehirlerinin üstünü altına geçirdik ve
üzerlerine de çamurdan pişmiş taş yağdırdık. Elbette bunda keskin
anlayışlar için ibret alâmetleri var.'' buyrulmaktadır. Lût'un
aleyhisselâm kavminin yaşadığı ve helâk oldukları topraklar Kur'ân-ı
kerimde alt-üst olan memleket mânâsına gelen ''El-mü'tefikât''
şeklinde zikredilmiştir. Sedum beldesi alt-üst olduktan sonra
kaynarsular fışkırıp göl hâline geldi. Bu gün bu bölge, Lût Gölü
adıyla anılmaktadır. Yahûdi kaynaklarında ise bu belde (sodom)
ismiyle geçmektedir. Lût aleyhisselâm, kavminin helâkınden sonra,
Şam bölgesine gidip, amcası İbrâhim'in (aleyhisselâm) yanında yedi
sene kaldı. Sonra Hicâz'a gidip, seksen yaşında iken orada vefât
etti. Kabrinin, İbrâhim aleyhisselâmın kabrinin de bulunduğu
Filistin'deki Halilürrahmân'da veya Mekke-i mükerremede Kâbe yanında
Hatim denilen yerde olduğu rivâyet edilir. Kur'ân-ı kerim'de yirmi
yedi âyette Lût aleyhisselâmdan bahsedilmektedir.
Mûcizeleri: 1-Bulutsuz yağmur yağdırmıştır.
Kavmini doğru yola dâvet ettiği vakit, mûcize olarak bulutsuz yağmur
yağdırmasını istediler. Duâsı kabul olunup, elleriyle göğe işâret
etmesi vahyedildi. Göğe işâret edince yağmur yağmaya başladı.
2-Duâsı bereketiyle otsuz bir dağda ot bitmiştir. Kavmi Lût
aleyhisselâmın koyunlarını otsuz bir dağa toplayıp başka yere
salmadılar. Hayvanlar açlıktan telef olmaya başlamıştı. Hazret-i Lût
kuruyan dağda ot bitmesi için duâ etti ve yemyeşil otlar bitti.
Azgın kavmin koyunları o dağdan otlasa hemen ölürdü. Bu mûcizesi ile
kırk kişi imân etmiştir. 3- Taşlar, çakıllar ve kum tâneleri,
Lût aleyhisselâm ile konuşmuşlardır. Kavminin isyânı üzerine taş
parçaları dile gelip, ''Kavminin imân etmiyeceği sizce muhakkak ise
cenâb-ı Hakk'a duâ et, onları yakmak için bizi ateş eylesin.''
dediler. 4-Kavmi, ona eziyet vermek için üzerine ufak taşlar
atardı. Allahü teâlânın koruması ile hiçbiri ona dokunmazdı. 5-
Üzerine yattığı taşlar döşek gibi yumuşak olmuştur. Kavmi, kendisini
öldürmek için karar verince ilâhi emre uyarak onlardan uzaklaşıp bir
dağa gitti. Çok yorulduğundan bir yerde uyuyup kalmıştı. Peşinden
gelen yedi kişi, onu gördüklerinde sırt üstü yatmış, altında bulunan
taşlar döşek gibi yumuşayıp çukurlaşmıştı. Onu tâkip eden yedi kişi
bu hâli görünce imân etmiştir. 6-Lût aleyhisselâm çok uzak
yerlerde olan şeyleri görüp haber verirdi. Çocuğu kaybolan biri
gelip, nerede olduğunu sorunca duâ etti. Allahü teâlâ da ona
bildirdi. O da, çocuğun olduğu yeri söyledi.
Ahmed bin Hanbel
ve ibn-i Mâce'nin bildirdikleri hadis-ü şeriflerde, peygamber
efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Lût kavmi hakkında buyurdu
ki: On şey vardır ki Lût kavmi onları yapmış ve o yüzden helâk
edilmiştir. Ümmetim ise onlara bir de kendisi katar. Bunlar; livâta
(erkek erkeğe münâsebet), fındık gibi taşları sapanla atmak,
güvercinle (kumar) oynamak, def çalmak, (kadınlar için düğünlerde
ruhsat vardır) içki içmek, (özürsüz) sakal kesmek, (emredilenden
fazla) bıyık uzatmak, ıslık çalmak, el çırpmak, (erkekler için) ipek
gömlek giymek bir tâne de ümmetim ilâve eder ki; o da kadın kadına
münâsebette bulunmaktır. Lû kavminin işini (livâta) yapan mel'undur.
Benden sonra ümmetim hakkında en korktuğum şey Lût kavminin
yaptığını yapmalarıdır.
Hz. LÛT VE AZGIN
KAVMİ (2) Lût aleyhisselâm Hazreti İbrahim'in akrabası
olup Filistin'de iskân eden Sedum kavmine peygamber olarak
gönderilmiş ve İbrahim âleyhisselâmın şeriatını tebliğ ile memur
olmuştu. Hazreti Lût'un kavmi çok azgındı ve erkeklerle münasebeti
âdet haline getirerek livata fiilini işliyorlardı. Bu iş için de
bilhassa genç delikanlılar üzerinde kötü emel besliyorlardı.
Hazreti Lût kavmine tebliğe başladı ve bu çirkin fiilden
vazgeçmelerini temin için nasihata başladı: -Ey kavmim! Siz hâlâ göz göre göre o fuhuşu
yapacak mısınız? Doğru kadınları bırakıp da çirkin bir şekilde
erkeklere mi yanaşacaksınız? Sizden önce âlemlerden hiç biri bu
haltı işlemedi. Siz hâlâ erkeklere gidecek, yolu kesecek ve
meclisinizde edebsizlik yapıp duracak mısınız? Yoksa Allah'ın
azabına uğrarsınız., dedi.
Fakat o azgın kavim bu hak
nasihatlere karşı şu küstahça cevabı verdiler: -Haydi getir bize Allah'ın azabını, eğer sen doğru
söyleyicilerden isen! Bunun üzerine Lût aleyhisselâm Allahü
Teâlâ'ya şöyle ilticada bulundu:
-Ey
Rabbim! Ortalığı fesada veren bu azgın kavme karşı bana yardımcı
ol! Allah'ın elçileri Cibril, Mikâil ve israfil ibrahim
aleyhisselâma müjde ile geldiler ve dediler ki:
-Haberin olsun, biz bu Sedum ahalisini helak
edecek olanlarız. Çünkü onlar hep zalim olup hadlerini aştılar!
İbrahim aleyhisselâm:
-A, o beldenin
içinde Lût var? dedi. O elçiler: -Biz
orada kim olduğunu pek iyi biliriz. Her halde onu ve ehlini
kurtaracağız. Ancak karısı öteki zalimler zümresinden oldu!
Bu elçiler genç delikanlı suretinde Lût aleyhisselâm'a
geldiler. Onların gelmesi Hazreti Lût'u fenalaştırdı, eli kolu
daraldı, son derece canı sıkıldı, «Bu çok müşkül bir gün!» diye
söylendi. Kavmi ise Hazreti Lût'a misafirlerinden murad almak için
koşa koşa gelmişlerdi. Esasen onlar bundan önce de o çirkin
fuhuşları irtikab ediyorlardı. Hazreti Lût kavmine:
-Ey kavmim! işte şunlar siz kavmime ait
kızlarımdır. Onlar sizin için daha temizdir, size nikâh edeyim.
Allah'dan korkunuz ve beni misafirlerim hakkında rüsvây etmeyiniz!
İçinizde size doğru yolu gösterecek aklı başında bir kimse yok
mudur? dedi. Kavmi ise:
-Sen pek âlâ
bilirsin ki, senin söylediğin kızlarına bizim ihtiyacımız yoktur.
Sen bizim ne istediğimizi pek iyi bilirsin! dediler. Hazreti Lût
kavmine:
-Eğer benim size karşı
şahsî kuvvetim olsa, yahut kuvvetli bir şeye sığınabilsem size nasıl
oyun oynayacağımı ben bilirdim, diye cevap verdi.
Bunun
üzerine misafir melekler: -Ey Lût, biz
Allahü Teâlâ'nın elçileriyiz. Onlar sana bir zarar" dokunduramazlar.
Bırak gelsinler! dediler.
O azgınlar zümresi misafirlere
doğru yürüdükleri zaman Allahü Teâlâ gözlerini silip süpürdü ve
şaşkınlık içerisinde geriye dönüp helaki beklediler.
Aîlahü
Teâlâ'nın elçileri olan melekler daha sonra Lût
aleyhisselâm'a: -Sen aileni beraber
alarak gecenin bir kısmında çıkıp git! Içinden hiç biri kalmasın!
Yalnız kadının kalsın. Çünkü onlara isabet edecek belâ ona da
dokunacaktır. Bu kavmin helak ânı, sabah zamanıdır, dediler.
Onlar: -Acaba sabah yakın değil
midir? diye söylendiler. Vaktâ ki Allahü Teâlâ'nın emri geldi. O
memleketin altı üstüne geçirildi, o sapıkların üzerine taşlar
yağdırıldı. Hazreti Lût inananlarla birlikte kurtuluşa ererken,
zalimlerin safında olan karısı da belâsını buldu.
Hazreti
Lût daha sonra Hicaz havalisine gitmekle emrolundu ve vefatına kadar
orada kaldı. (Hûd
Sûresi) |